Medikal (Tıbbi) Psikoterapiler
Psikiyatrik müdahaleler çoğu zaman semptomları hedef alır.
Oysa semptomlar, çoğu zaman daha büyük bir yapının yalnızca görünen parçasıdır.
Bu yapı, kişinin kişiliğinde ve yaşam öyküsünde yer edinir.
Bu yapı anlaşılmadan yapılan tedaviler,
bazen işe yarıyor gibi görünse de çoğu zaman rastlantısaldır.
Çünkü günümüzde hiçbir ilaç,
tek başına bu karmaşık yapıyı hedef alacak kadar “akıllı” değildir.
Bir antidepresan, bir kadının kocasına tahammülünü artırabilir.
Ama aynı ilaç,
kendisini zorlayan bir ilişkiden çıkma ya da boşanma olasılığına eşlik eden anksiyeteyi de yatıştırabilir.
Yani aynı müdahale,
kişiyi bulunduğu yerde tutabilir
ya da bulunduğu yerden çıkmasına eşlik edebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca “etki var mı?” sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
Bu etki, kişinin yaşamında hangi yöne hizmet ediyor?
İlaçların etkisi yalnızca farmakolojik değildir.
İlacın verildiği an,
kurulan ilişki,
gösterilen ilgi, alaka ve şefkat,
uyandırılan umut…
bunların tümü, tedavinin yönünü etkileyebilir.
Bazen tedavinin en belirleyici kısmı,
ilacın vücutta oluşturduğu etkiden çok,
verildiği anda oluşturduğu anlamdır.
Uyandırılan umut,
bu süreçte oksijen gibidir.
Çünkü insanlar yalnızca semptomlardan ibaret değildir.
Yaşadıklarıyla, ilişkileriyle ve verdikleri anlamlarla şekillenen bir bütündür.
Bu yüzden bir tedavi,
sadece belirtileri azaltmakla kalmaz,
kişinin kendisiyle ve yaşamla kurduğu ilişkiyi de etkiler.
Her birey, kendi içinde belirli yönelimler taşıyan bir sistem gibi işler.
Bu yönelimler, bir anlamda vektörler olarak düşünülebilir.
Yani insan, yalnızca ne hissettiğiyle değil,
o hislerin onu hangi yöne götürdüğüyle anlaşılabilir.
Psikiyatrik müdahaleler çoğu zaman bu yönelimlerin şiddetini değiştirir.
Ancak bu yönelimlerin yönü çoğu zaman açıkça ele alınmaz.
Oysa verilen bir tedavi,
kişinin yaşamındaki yönelimleri güçlendirebilir, zayıflatabilir
ya da yeni yönelimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Sınav kaygısı yaşadığı varsayılan bir gencin yaşadığının ne olduğunu anlamadan başlanan ilaç tedavileri,
kaygıyı azaltırken sorumlulukla kurduğu ilişkiyi de zayıflatabilir.
Bazen mesele yeni bir yön oluşturmak değil,
mevcut yönün yanlış adlandırılmasını önlemektir.
Psikiyatrik tedavi,
yalnızca semptomları azaltmak değil,
aynı zamanda hastaya bir yön hissi kazandırma sürecidir.
Hekim ise bu süreçte
bir navigasyon cihazı gibidir:
Yolu tarif etmez,
ama yönü görünür kılar.
Bu metin, uzun yıllara yayılan klinik deneyimler içinde şekillenen
“Medikal Psikoterapiler” yaklaşımının ilk çerçevesidir.
